ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUĞUN EGİTİMİNDE OYUNUN ROLÜ
Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir. Oyun, sonucu düşünülmeden, eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. oyun, işin karşıtı olarak düşünülmektedir, çünkü iş de belli bir sonuç söz konusudur...
Çocuğun kas sistemini geliştiren aktif oyun, ayni zamanda çocukta biriken enerjinin boşalmasını sağlar. Bu enerjinin harcanmaması, çocuğun nörotik, içe dönük ve alıngan bir yapıya sahip olmasına neden olabilir.
Çocuğu tanımada değerli bir araç olan oyun, onun günlük yaşamda çevresinden aldığı uyaranların oluşturduğu gerilimden kurtulmasını sağlar. Çocuk, oyun yoluyla birikmiş enerjisini toplumsal açıdan kabul edilen bir yolla boşaltma olanağı bulmaktadır. Ayrıca oyun çocuğun en güçlü ve doğal dürtülerinden biri olan, saldırganlık dürtüsünü boşaltma olanağı bulmaktadır.
Hayali oyunlarda çocuk, korkulardan ve korkuların sonucu olan gerilimden kurtulabilir. Uygun seçildiği taktirde oyunlar, günlük yaşamda görülen en derin duygu gereksinimlerini ifade olanağı bulmakta ve sorunlarını kendi kendine çözebilmektedir. Çocuklar özel yaşamlarındaki bazı sorunlarını oyun yoluyla çözebilirler. Örneğin,okulda el yazısında zorluk çeken bir çocuk, yazı için gerekli olan el hareketlerini, kil faaliyeti, resim ya da boya yoluyla kazanabilir. Oyun, çocuğun dili ve etkin bir anlatım aracıdır.
OYUNUN EGİTİMSEL DEGERİ
Çeşitli biçim ve boyutlardaki oyun malzemesiyle oynaya oynaya çocuk, renk boyut ve objelerin anlamlarını kavrar. Oyun, çocuğun içinde bulunduğu yaşaması kavramasını, gerçekle gerçek olmayanı ayırabılmesini öğretir.
Gerek çocukların gerekse yetişmiş insanların, eğitim ve öğretim sırasında dikkatlerini uzun süre dağıtmadan muhafaza etmeleri oldukça zordur. İnsanlar bir süre sonra sıkılırlar ve dikkatleri dağılır. Bu da kalıcı bir şekilde algılamayı ve öğrenmeyi engeller özellikle ilk ve orta öğretimdeki çocuklarda dikkat süreleri daha kısadır. Oyunla öğrenmenin faydalarından birisi de, dikkati yoğunlaştırma kalitesidir. Oyunlar, öğrencileri pasif durumdan aktif duruma geçirmeleri sebebiyle dikkati, diğer öğrenme tekniklerine göre daha fazladır.
Oyunları, öğretilmek istenen konulara bağlamak hiç de zor değildir. Bu açıdan bakıldığında oyunla eğitim, beden eğitim, beden sporu aşmaktadır. İyi bir eğitimci konuyu bağlayarak bireylere çok şey öğretebilir.
OYUN DÖNEMİNDE KAZANILAN YETENEKLER
3.Yaş:
• Küplerden bir köprü kurabilir.
• Ayakkabılarını ayağına geçirebilir, düğmesini ilikleyip çözebilir.
• Çizilen bir çemberi bakarak çizer.
• Soyadını söyler. Kız veya oğlan olduğunu bilir ve söyler.
• Söylenen üç sayıyı ezberden yineler.
4. Yaş:
• Bir kareyi kalemle kopya edebilir. Bir artı işareti çizebilir.
• Bir kağıdı köşeden katlayabilir.
• Söylenen sayıyı yineleyebilir
• Dört nesneyi veya parmağı sayabilir.
• Üç parçalı bir bul-tak bulmacasını yapabilir,.
• Uzun bir cümleyi yineleyebilir.
• Acıkınca ne yaparsın? Uykun gelince ne yaparsın?
• Üşüyünce ne yaparsın? Gibi soruları doğru yanıtlar.
5.Yaş:
• Bir üçgen çizebilir.
• Çöpten insan resmi çizebilir.
• Yaşını bilir. Sabahı akşamı ayırır.
• Dört rengi yanlışsız bilir.
• Ayakkabı bağcıklarını bağlar.
• Dört parçalı bir bul-tak bulmacasını yapar. On küple bir kule yapar
6.Yaş:
• Paraları tanır.
• Sağ elini, sol kulağını, sağ gözünü gösterebilir. On parmağını yanlışsız sayabilir. Başı, kolları, gövde ve bacakları olan bir insan resmi çizebilir.
OYUN KURAMLARI
En eski kuram, oyunun dinlenme gereksiniminden kaynaklandığını ve yorgunluğu gideren bir faaliyet olduğunu savunan görüştür.
Sonraları, ilk gerçek oyun kuramını ortaya atan, Herbert Spencer olmuştur.spencer, oyunu fazla enerjinin harcanması olarak nitelendirmiştir, böylelikle gerginliğin azalacağını savunmuştur.Spencer’e göre, sağlıklı çocuklar, zayıflara oranla daha çok oynamaktadırlar.
Haeckel’e gör e, çocuk kısa bir süre içinde ırkının geçirdiği evrimden geçerek gelişir. Bu “ biyogenetik yasa” ya göre, çocuğun oyunları da, eski kuşaklardan kalan faaliyetlerin bir parçasıdır.
Daha sonraları, bu görüş üzerine Stanley Hall, çocuğun evrimiyle toplumun evrimi arsında bir ilişki kurmuştur.Hall’ın “recapitulation (tekrar) kuramı” na göre, bir birey yaşamı boyunca, daha önce kendi türünün geçirmiş oldugu gelişme seyrinin aynini geçirecektir. Oyun, bunun açik seçik bir belirtisidir.
Karl Groos , 20.yüzyılın başında ortaya attığı kuramında, oyunun gerçek yaşama alışma egzersizi olduğunu belirtir. Oyun,bireyi günlük yaşama alışma olduğunu belirtir. Oyun, bireyi günlük yaşamında karşılaşacağı zorluklardan korumak üzere hazırlar. Groos, çocuktaki kavga gibi ilkel (saldırganlık) eğilimlerinin oyun yoluyla boşalabildiğini kabul eder.
Karr’a göre, oyun, bedenin gelişimini sağlayan, uyarıcı bir etkendir. Bazı alışkanlıklar oyun yoluyla yinelenirken öğrenirler. Karr’a göre, oyunun bir de arındırma işlevi vardır. Oyun, bireyde varolan anti-sosyal eğilimlerden onu arındırır. Zararlı, olan bu eğilimler, oyun yoluyla kanalize edilir, yönlendirilir. |